
Gelmiş geçmiş en iyi piyano virtüözü kimdir? Bu soruya yanıt vermek aslında çok zor görünüyor değil mi? Kim? Müthiş bir Beethoven yorumcusu olan Wilhelm Kempff? Vladimir Horowitz olabilir mi? Glenn Gould? Peki ya Sviatoslav Richter? Elbette bütün bu isimler gelmiş geçmiş en iyi piyano virtüözleri olarak anılmaktadırlar. Ancak bir çok kaynak ve bir çok otoritenin üzerinde fikir birliği yaptığı iki isim var. Ve ne kadar acıdır ki, bizler bu iki ismi de hiç dinleyemedik ve hiç bir zaman da dinleme şansımız olmayacak. Franz Lizst ve Frederic Francois Chopin' den bahsediyoruz. Aslında piyano virtüözü olarak Lizst gelmiş geçmiş en iyi virtüöz olarak kabul edilmektedir. Ancak iş piyano eserleri yazmaya gelince, işte orada bir isim var ki, sadece piyano eserleri besteleyerek, tarihe adını Mozart, Beethoven gibi klasik müziğin temel taşları ile beraber yazdırmayı başarmıştır. Gerçekten de müziği insanı alıp bambaşka dünyalara götüren Frederic Chopin...

1 Mart 1810 tarihinde Fransız göçmeni bir baba ile Polonyalı bir annenin ikinci ve tek erkek çocuğu olarak Polonya' da dünyaya gelmiştir. İlk müzik derslerini annesinden alan Chopin' in dehası 6 yaşına geldiğinde keşfedilmeye başlandı. 6 yaşında Zvyny' den dersler alamaya başlayan Chopin' in 12 yaşına geldiğinde artık hocasından öğrenecek hiçbir şeyi kalmamıştı. Chopin müzik konusunda kendini geliştirmeyi asla bırakmadı. Liseyi bitirdikten sonra Varşova konservatuvarına yazıldı. Burada eğitimini Prof. Elsner üstlendi. Bu dönemde ünü Polonya' ya yayılmaya başlayan genç Chopin, 1829 yılında hocası ile beraber gittiği Viyana' nın opera binasında iki büyük konser vererek müthiş bir başarıya imza attı. O artık Polonyanın gelmiş geçmiş en iyi piyanisti olarak kabul ediliyordu.
1830 yılında çok sevdiği ülkesini Rusya ve Polonya arasındaki savaş nedeni ile terk etme kararı aldı. Hayatı boyunca tutkuyla bağlı olduğu ülkesine bir daha dönemeyecekti. Sonunda Paris' e gimek üzere Varşova' dan ayrıldı. Viyana' ya gitti. 1831 yılının Ağustos ayına kadar Viyana' da kalan genç besteci Scherzo' larını burada yazdı.
Babası bir Fransız olduğu için Fransa' ya alışmakta çok zorluk çekmedi. Aslında bir çok büyük besteci ve ressamın hayatı yokluk ve sefalet içinde geçmesine karşın Chopin, ölümüne kadar asla maddi sıkıntılar yaşamadı. Paris' te aristokrat ailelerin çocuklarına piyano dersleri vererek oldukça iyi para kazanmakta idi. Bu rahatlık onun büyük konser salonlarında konserler vermekten çok küçük ev topluluklarına konserler vermeyi tercih etmesine neden oldu.
Chopin' in hayatında en büyük iki aşkı, ülkesi Polonya ve ünlü yazar George Sand' dir. 3 çocuk annesi ve kendinden 6 yaş büyük bu kadın, klasik olmaktan çok uzak bir kişlik olduğunu besteleri ile de belli eden Chopin' i çok şaşırtmış, Sand' in toplumun genel kurallarını hiçe sayan, dalga geçen tavır ve davranışları büyük bir aşkın başlamasına neden olmuştur. 1839 yılında birlikte Mallorca' ya giden çift, 1847 yılına kadar burada beraber yaşamışlar, ancak Sand' in çocukları nedeni ile 1847 yılında ayrılmışlardır. 1839 - 1847 yılları arasında Chopin' in sağlığı da bozulmaya başlamıştır. Ancak sağlık durumuna rağmen en iyi bestelerini bu yıllarda yapmıştır. Ayrılığın ardından İngiltere' ye giden Chopin daha sonra Paris' e döndü. Ancak artık oldukça hasta ve bitkindi. 16 şubat 1848 yılında paris' te playel konser salonunda verdiği konser son konseridir.
17 Ekim 1849 akşamı Pairs' te verem nedeni ile öldü. Bir arkadaşının hediye ettiği Polonya toprağını bir kavanoz içerisinde hayatı boyunca yanından ayırmayan Chopin' in kalbi de ölümünden sonra vasiyeti üzerine Polonya' ya gömüldü...
Daha önce de vurguladığım gibi tam bir romantik dönem bestecisi olan Chopin hayatı boyunca sadece piyano eserleri bestelemiş, hiç senfoni yazmamıştır. Buna rağmen Bach, Beethoven, Mozart ile beraber adını büyük besteciler arasına yazırmayı başarmıştır.
Bu başarısının asıl nedeni piyano tekniklerine getirdiği yenilikçi tarz' dır. Gerçketen de öyle eserleri vardır ki, amatör bir dinleyici bile "Piyano ile bunlar da yapılabilir mi? diye sormadan edemez. En radikal bestelerinden biri " Revolutionary Etude" dür. özellikle sol elin kullanımı ile ilgili gerçek bir devrim niteliğinde bir eserdir. Fantasie Impromptu ve 2. piyano sonatı (cenaze marşı) ve tabii ki doyumsuz Nocturne' leri de başlıca eserleri arasındadır.
Günümüz virtüözlerinden birçoğu Chopin 'in eserlerini başarı ile yorumlamaktadırlar, ancak bu noktada bir uyarı yapmak gerekiyor. Bazı hızlı eserleri (revolutionary etude gibi) barındıran bir albüm alacaksanız olur olmaz bir albümü tercih etmemenizde fayda var. Zira bazı sınırlı yetenekteki müzisyenler yavaş çalınan orijinal kaydı hızlandırarak albümlerine koyuyorlar.
Chopin' in müziği gerçekten de eşsiz ve klasik müzik tutkunları için vazgeçilmezdir.
Hangimizi "Piyanist" filminin o unutulmaz soundtrack melodisi (Nocturne in C Sharp minor) derinden etkilememiştir ki....

1 Mart 1810 tarihinde Fransız göçmeni bir baba ile Polonyalı bir annenin ikinci ve tek erkek çocuğu olarak Polonya' da dünyaya gelmiştir. İlk müzik derslerini annesinden alan Chopin' in dehası 6 yaşına geldiğinde keşfedilmeye başlandı. 6 yaşında Zvyny' den dersler alamaya başlayan Chopin' in 12 yaşına geldiğinde artık hocasından öğrenecek hiçbir şeyi kalmamıştı. Chopin müzik konusunda kendini geliştirmeyi asla bırakmadı. Liseyi bitirdikten sonra Varşova konservatuvarına yazıldı. Burada eğitimini Prof. Elsner üstlendi. Bu dönemde ünü Polonya' ya yayılmaya başlayan genç Chopin, 1829 yılında hocası ile beraber gittiği Viyana' nın opera binasında iki büyük konser vererek müthiş bir başarıya imza attı. O artık Polonyanın gelmiş geçmiş en iyi piyanisti olarak kabul ediliyordu.
1830 yılında çok sevdiği ülkesini Rusya ve Polonya arasındaki savaş nedeni ile terk etme kararı aldı. Hayatı boyunca tutkuyla bağlı olduğu ülkesine bir daha dönemeyecekti. Sonunda Paris' e gimek üzere Varşova' dan ayrıldı. Viyana' ya gitti. 1831 yılının Ağustos ayına kadar Viyana' da kalan genç besteci Scherzo' larını burada yazdı.
Babası bir Fransız olduğu için Fransa' ya alışmakta çok zorluk çekmedi. Aslında bir çok büyük besteci ve ressamın hayatı yokluk ve sefalet içinde geçmesine karşın Chopin, ölümüne kadar asla maddi sıkıntılar yaşamadı. Paris' te aristokrat ailelerin çocuklarına piyano dersleri vererek oldukça iyi para kazanmakta idi. Bu rahatlık onun büyük konser salonlarında konserler vermekten çok küçük ev topluluklarına konserler vermeyi tercih etmesine neden oldu.
Chopin' in hayatında en büyük iki aşkı, ülkesi Polonya ve ünlü yazar George Sand' dir. 3 çocuk annesi ve kendinden 6 yaş büyük bu kadın, klasik olmaktan çok uzak bir kişlik olduğunu besteleri ile de belli eden Chopin' i çok şaşırtmış, Sand' in toplumun genel kurallarını hiçe sayan, dalga geçen tavır ve davranışları büyük bir aşkın başlamasına neden olmuştur. 1839 yılında birlikte Mallorca' ya giden çift, 1847 yılına kadar burada beraber yaşamışlar, ancak Sand' in çocukları nedeni ile 1847 yılında ayrılmışlardır. 1839 - 1847 yılları arasında Chopin' in sağlığı da bozulmaya başlamıştır. Ancak sağlık durumuna rağmen en iyi bestelerini bu yıllarda yapmıştır. Ayrılığın ardından İngiltere' ye giden Chopin daha sonra Paris' e döndü. Ancak artık oldukça hasta ve bitkindi. 16 şubat 1848 yılında paris' te playel konser salonunda verdiği konser son konseridir.
17 Ekim 1849 akşamı Pairs' te verem nedeni ile öldü. Bir arkadaşının hediye ettiği Polonya toprağını bir kavanoz içerisinde hayatı boyunca yanından ayırmayan Chopin' in kalbi de ölümünden sonra vasiyeti üzerine Polonya' ya gömüldü...
Daha önce de vurguladığım gibi tam bir romantik dönem bestecisi olan Chopin hayatı boyunca sadece piyano eserleri bestelemiş, hiç senfoni yazmamıştır. Buna rağmen Bach, Beethoven, Mozart ile beraber adını büyük besteciler arasına yazırmayı başarmıştır.
Bu başarısının asıl nedeni piyano tekniklerine getirdiği yenilikçi tarz' dır. Gerçketen de öyle eserleri vardır ki, amatör bir dinleyici bile "Piyano ile bunlar da yapılabilir mi? diye sormadan edemez. En radikal bestelerinden biri " Revolutionary Etude" dür. özellikle sol elin kullanımı ile ilgili gerçek bir devrim niteliğinde bir eserdir. Fantasie Impromptu ve 2. piyano sonatı (cenaze marşı) ve tabii ki doyumsuz Nocturne' leri de başlıca eserleri arasındadır.
Günümüz virtüözlerinden birçoğu Chopin 'in eserlerini başarı ile yorumlamaktadırlar, ancak bu noktada bir uyarı yapmak gerekiyor. Bazı hızlı eserleri (revolutionary etude gibi) barındıran bir albüm alacaksanız olur olmaz bir albümü tercih etmemenizde fayda var. Zira bazı sınırlı yetenekteki müzisyenler yavaş çalınan orijinal kaydı hızlandırarak albümlerine koyuyorlar.
Chopin' in müziği gerçekten de eşsiz ve klasik müzik tutkunları için vazgeçilmezdir.
Hangimizi "Piyanist" filminin o unutulmaz soundtrack melodisi (Nocturne in C Sharp minor) derinden etkilememiştir ki....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder